1986 yılı, Beşiktaş JK için yalnızca bir şampiyonluk yılı değil, aynı zamanda kulüp tarihinin en önemli anlarından biriydi. 1984 yılında kurulan Süper Lig, Türkiye'nin profesyonel futbol yapısını değiştirmişti. Beşiktaş, 1985-1986 sezonuna güçlü bir kadro ile başlamıştı; o yıllarda takımın başında ünlü teknik direktör Gordon Milne bulunuyordu.

Takımın o dönemdeki yıldız oyuncuları arasında, Beşiktaş taraftarının gönlünde taht kuran Metin Tekin, Feyyaz Uçar ve Ali Gültiken gibi isimler vardı. Bu futbolcular, sadece yetenekleriyle değil, aynı zamanda büyük bir mücadele ruhuyla da tanınıyordu. Sezon boyunca, özellikle derbilerdeki performansları ile dikkat çekmişlerdi. Özellikle Galatasaray ile oynanan derbiler, iki ezeli rakip arasındaki çekişmenin ne denli büyük olduğunu gözler önüne seriyordu.

1986 yılında, sezonun sonlarına yaklaşırken Beşiktaş, liderliğini korumak için savaş veriyordu. Beşiktaş, son haftalarda oynadığı etkileyici futbol ile hem taraftarını hem de rakiplerini etkilemeyi başardı. Nihayet, 1986 yılının Mayıs ayında, Beşiktaş, sezonu 61 puanla tamamlayarak Süper Lig'deki ilk şampiyonluğunu kazandı. Bu zafer, sadece bir kupa değil, aynı zamanda kulüp tarihinin yeniden şekillenmesine neden olan bir dönüm noktasıydı.

Şampiyonluk sonrası, Beşiktaş taraftarları büyük bir coşkuyla kutlamalar yaptı. Bu zafer, kulübün geleceği için bir umut ışığı oldu ve sonraki yıllarda daha büyük başarılara giden yolun taşlarını döşedi. 1986'daki bu başarı, Beşiktaş'ın 'Kara Kartallar' kimliğini pekiştirdi ve Türk futbolunun en üst seviyesinde yer almasına katkıda bulundu.

Sonuç olarak, 1986 yılı, Beşiktaş JK'nın tarihindeki en önemli yıllardan biri olarak anılmaya devam ediyor. Bu zafer, yalnızca bir şampiyonluk değil, aynı zamanda kulübün karakterini ve tutkusunu simgeliyor. Beşiktaş, o günlerden bu yana, her zaman kazanma arzusunu içinde taşımaya devam etti ve bu ruh, kulübün her başarısında hissedilmektedir.